türkan akkulak koç

nefret söylemi

hate speech

Herkes bir diğeri için öteki, bir diğeri için yabancı, belirsiz ve ürkütücü. Önyargılara hazır bütün söylemler. Benden veya bizden olmayan dışlanmalı, yok sayılmalı ve hatta yok edilmeli … Nefret söylemi zuhur edilir, ince ince dokunur tüm algılarda. Aşağılayıcı, küçük düşürücü, yok edici bir dildir. Yani kendinden olmayanı, farklı olanı kötünün bütün temsilleri olarak kodlar. Her gün okuduğumuz gazetelerde, izlediğimiz programlarda, bazen tatlı bir sohbetin ortasında bir deyimde, güzel bir romanın satır aralarında karşımıza çıkar. Biz fark etmeden bizi ele geçirir. Bazen bir doğal afetin yıkıntıları içinde ilahi adaletin tecellisine duyulan inanca dönüşür.  Faşizan, provakatif dil toplumsal ve bireysel uçurumları gittikçe derinleştirir. Düşmanlarımıza yeni düşmanlar katarız. Kürtler, Ermeniler, Rumlar, göçmenler, Müslimler- Gayrı Müslimler, türbanlılar, laikler, Atatürkçüler, travestiler, eşcinseller, engelliler, Çingeneler,  tecavüzü hakedeneler, güzeller, çirkinler…

 

Everyone is another for the other, a stranger, an indefinite, a fearsome… all the speeches are open to prejudices. Everyone excluded from me or us, everyone has to be marginalized, has been ignored and even destroyed. Hate speech arises, bit by bit, gets into the perception. Injurious, pejorative, it’s a suicidal tongue. It codes all not from itself, different ones are the representations of badness. It appears in the daily newspaper we read, on the tv programs we watch, sometimes in the middle of a sweet chat in expressions we use, in between the lines of a marvelous book we choose. It captures us before we realize. Sometimes it transforms to the manifestation of divine justice, in the wreckage of a natural disaster. Fascist, provocative usage of language deepens on the trough between the social and individual. We create enemies with our enemies. Kurdishs, Armenians, Greeks, immigrants, Muslims- Non-Muslims, theocratic, seculars, Kemalists, travesties, gays, handicapped people, gypsies, ones who deserve to be raped, beautiful and ugly ones.

PASAJ

Bağımsız Sanat Alanı

İLETİŞİM

Mumhane caddesi

45/29 Karaköy

​pasajist@gmail.com

+90 534 613 01 80

© 2010 - 2020 İstanbul

ÇALIŞMA SAATLERİ

Perşembe - Cuma 

14:00 - 19:00 

Cumartesi

11.00 - 15.00