nurgün özmelek

öteki duvar

the other wall

Nurgün Özmelek, “Öteki Duvar” adlı ilk kişisel sergisini 22–30 Ekim 2011 tarihleri arasında PASAJist Beyoğlu’nda açıyor.  Nurgün Özmelek’in işleri, toplumsal cinsiyet sorunsalı üzerinde yoğunlaşıyor. Duvarı eril iktidar söyleminin bir sembolü olarak ele alan Özmelek, onda delikler ve yarıklar açıyor. Böylece duvar asıl işlevini yitiriyor, ötekileşiyor. Türk Dil Kurumu Sözlüğü duvarı, koruyan, ayıran, sınırlayan, engelleyen, hapseden dikey bir düzlem olarak tarif ediyor. Öyleyse şöyle de denebilir: Duvarlar, kurulmuş olan sistemin aynen devam etmesi için gereklidir. “Kadınlar” der Virginia Woolf, milyonlarca yıldan beri evde oturuyorlar. Öyle ki yaratıcı güçlerini zamanla duvarlar emiyor…” “Aslında duvarların her zaman görünür olması da gerekmez” diyor Özmelek ve şöyle devam ediyor: “Önce korkuyu akıtırlar içimize, sonra korunmak için çoğu zaman kendi duvarlarımızı kendimiz öreriz. Duvarlar yaşam alanımızı belirler, davranışlarımızı tanımlar. Duvarlar kadınları cinsiyetine uygun davranmaya, korunaklı alanlarda yaşamaya, alçakgönüllü üretime, uzlaşmaya, geleneği korumaya, bakışlardan korunmaya yönlendirir. Duvarların içinde yaşayanlardan kaderine razı olmaları, susmaları, sabretmeleri, erdemli olmaları beklenir. Pek çoğu içerdeki edilgen yaşamla uzlaşma yoluna gider. Görünmez duvarların içinde kabullenişin kaderini yaşar. Oyalanır durur.” Özmelek şöyle devam ediyor: ”Duvar benim mitimde eril iktidar söyleminin kadının üzerinde kurmuş olduğu baskıyı temsil ediyor. Bu duvarda açılan her delik, o duvarın işlevini yitirmesine sebep oluyor. Duvar, ötekine dönüşüyor, kadınlaşıyor. Aynı zamanda, farklı biçimde görünen her delik/yarık, farklı birdişi kimliğe farklı bir döl yatağına, farklı bir dünyaya, farklı bir geleceğe referans veriyor”.

 

Nurgun Ozmelek’s work concentrates on the social gender problem. Ozmelek, in her work of art, handles the wall as a symbol of masculine power discourse and questions the problem by opening holes and cracks on it. The word “wall”, in the Turkish Language Dictionary, is defined as a vertical plane which protects, separates and imprisons things and beings. It can be said that walls are necessary for the preservation of the established system. Virginia Woolf says, “women have been living in their houses  for millions of years and  walls have sucked their creative power..”Ozmelek says, “Actually it is not always necessary for the walls to be visible. Primarily they infuse fear in us. Therefore we often build our own walls in order to protect ourselves: walls determine our life sphere, characterize our behavior. They force women to behave according to the norms of their sex,  live in protected areas,  be content with modest production, preserve tradition, lead a policy of compromise and prevent themselves from the gaze of foreigners. It is accepted that those who live behind the walls should accept their fate as it is, be patient, silent and virtuous. Many women compromise with passive life inside the walls. They live the fate of acquiescence behind the invisible walls and dally with unnecessary activities. Ozmelek continues thus: ”In my myth, the “wall” symbolizes the invisible coercion imposed on women by masculine power. Every hole dug in this wall will decrease its function. Then the “wall” is no more the same, it is womanized. Every different hole and crack dug in the wall refers to a different feminine identity, a different uterus, a different  world, and a different forthcoming future.” 

PASAJ

Bağımsız Sanat Alanı

İLETİŞİM

Mumhane caddesi

45/29 Karaköy

​pasajist@gmail.com

+90 534 613 01 80

© 2010 - 2020 İstanbul

ÇALIŞMA SAATLERİ

Perşembe - Cuma 

14:00 - 19:00 

Cumartesi

11.00 - 15.00